Skip to content
SELECTED TÜRKİYE
Narrow Alaçatı stone street at golden hour with wooden shutters and bougainvillea

Alaçatı

Alaçatı'da yürümek

Kırk yıl önce neredeyse boş olan taş bir köy, bugün yarımadanın ağırlık merkezi.

Selected Türkiye · 1 dk okuma

Alaçatı; taş evleri, dar sokakları ve ahşap panjurlarıyla eski bir Rum-Osmanlı köyü. Son otuz yılda restore edilerek yarımadanın yemek, içmek ve konaklamak için en yoğun yeri haline geldi. Mimari, orayı yürümenin nedeni; yoğunluk ise saatini seçmenin nedeni.

Çekirdek küçük. Kemalpaşa Caddesi ve çevresindeki sokaklar restoranların, barların ve dükkânların çoğunu barındırıyor; merkezin tamamı yürüyerek on beş dakikada geçiliyor. Ötesinde sokaklar hızla boşalıyor ve köy birkaç blok içinde yeniden konut alanına dönüşüyor.

En iyi saatler erken ve geç. Sabah ondan önce ışık taşın üzerinde, sokaklar süpürülüyor ve fırınlar açık. Gece on birden sonra kalabalık seyreliyor, avlular sakinleşiyor. Ağustosta akşam altı ile on arası merkez yavaş akan bir kalabalık.

Cumartesi pazarı planlamaya değer sabit nokta: sebze-meyve, ot, peynir, zeytinyağı ve Ege mutfağının üzerine kurulu olduğu yabani otlar; yanında her zamanki tekstil ve hediyelik. Sabah gidin.

Köyün üzerindeki sırtta yer alan yel değirmenleri standart fotoğraf ve körfez manzarası için makul bir kısa yürüyüş. Merkezdeki, bugün cami olarak kullanılan Ayios Konstantinos kilisesi ise köyün önceki hayatından kalan en açık iz.

Dürüst bir uyarı: Alaçatı keşfedilmemiş bir yer değil ve öyleymiş gibi davranmak seyahati kötüleştiriyor. Onu güzelce restore edilmiş ama aynı zamanda kalabalık bir köy olarak ele alın, saatlerine göre planlayın; hakkını veriyor.

Editöryel

Sırada okuyun